Verein Regenbogen

TÜRKCE
  DEUTSCH     GALERIE     VIDEO     LINKS  
Hakkimizda
Etkinlikler - Haberler
Düsünceler
Arsiv
Kültür
Humor
Iletisim
Allgemein:
Anasayfa-Startseite

27.11.2011 - Gece Konusmasi

27 Kasɪm'da Basel'de düzenlenen İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği gecesinde yapɪlan konuşma

Sevgili Dostlar, Değerli misafirler...


“İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği” şiarıyla düzenlediğimiz etkinliğe hoş geldiniz. Hepinizi içten duygularla selamlıyorum. "İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği” şiarı günümüz dünyasında ve Türkiye'sinde, işçi sınıfı, emekçiler ve ezilen halklar için yaşamsal öneme sahiptir. İnsanlığın karşı karşıya bulunduğu sorunların, çekilen acıların, yaşanan yıkımların son bulması, bu şiarın gerçekleşmesine sıkı sıkıya bağlıdır.

Bugün dünyaya bir avuҫ zengin ve onların hizmetindeki zalim uşak takımı hükmetmektedir. Bunun içindir ki ezilen insanlık dünyanın her tarafında yoksulluğun, işsizliğin, açlığın, savaşların, ırkçılığın, ulusal boğazlaşmanın, faşist baskı ve terörün, katliamların, emperyalizme köleliğin pençesinde kıvranmaktadır. Eğer asalak sömürücü sınıflar ve onların temsilcileri insanlığa tüm bu belaları yaşatmayı başarabiliyorlarsa, tek tek ülkelerde ve dünya ölçüsünde, işçilerin devrimci örgütlü birliği sağlanamadığı içindir. Eğer onlar bunu başarabiliyorlarsa, halkların devrimci kardeşliği gerçekleştirilip güçlendirilemediği içindir. Ve elbetteki eğer onlar bunu başarabiliyorlarsa, işçi sınıfı ve emekçiler kendi örgütlülüklerinden yoksun oldukları içindir.

Biz işçiler emekҫiler olarak kendi birliğimizi önemsemezsek, halkların özgürlüğe ve eşitliğe dayalı kardeşliği de gerçekleşemez. Bu birliğin ve kardeşliğin gerçekleşmesinde denenmiş bir örgütlülüğün varlığı, hayati önemdedir. Çünkü örgütlü önderliği olmayan hiçbir mücadelenin geleceği ve başarı şansı yoktur.

Arkadaşlar,

Dünyada olup bitenleri ve yaşananları birlikte izliyoruz. Kapitalist sistemin tümü genel ve ağır bir ekonomik krizin pençesinde kıvranmaya devam ediyor. Kriz şirketlerin ve bankaların ardından, artık ülkeleri de iflasa sürüklüyor. Trilyonlarca dolarlık kurtarma paketlerine rağmen, krizin hafiflemesi bir yana, genel bir ekonomik çöküş korkusu bugün her zamankinden daha büyüktür. Sistemin ekonomik bunalımına günden güne ağırlaşan çok boyutlu bir sosyal ve politik kriz eşlik etmektedir.

Günümüz dünyasında ekonomik ve sosyal bunalımlar gerçeğini, militarizm, emperyalist saldırganlık ve savaşlar tamamlamaktadır. Afganistan ve Irak'ın ardından, salt petrolünü yağmalamak üzere Libya'da onbinlerce kişinin katledilmesi, Afganistan ve Irak'ın ardından bu kez Libya'nın yakılıp yıkılması, bunun bir göstergesidir. Emperyalistlerin bugünlerde namlularını Suriye ve İran’a çevirmiş bulunması, bunun üzerinde Ortadoğuyu yangın alanına çevirebilecek kirli seneryoların hazırlanması bunun bir göstergesidir. Emperyalist barış dönemi yerini artık emperyalist savaşlar dönemine bırakmıştır. Kapitalizmin tarihinde militarizm hiçbir dönem bu denli çığırından çıkmamıştı. Emperyalist dünyada silahlanma yarışı hiçbir dönem bugünkü boyutlara ulaşmamıştı. Bütün bunlar, sona erişi tantanayla ilan edilen soğuk savaşın yerini bir sıcak savaşlar dönemine bıraktığının göstergeleridir.

Dünya tablosunun bugünki gerçeği devrimcilerin yıllardır anlatmaya çalıştığı temel gerçekleri doğruluyor. Örneğin, kapitalizm, bir bunalımlar sistemidir diyorduk, kapitalizm, militarizm ve savaş demektir diyorduk. Kapitalizm baskı, sömürü, eşitsizlik ve kölelik demektir diyorduk.

İşsizlik, yoksulluk, açlık, ırkçılık, ulusal boğazlaşmalar, sosyal haklardan yoksunluk ve faşist terör kapitalizimden ayrı düşünülemez gerçeklerdir diyorduk. Özetle kapitalizmin insanlık için çözüm olmak bir yana, gerçek bir kâbus olduğunu söylüyorduk.

Elbette ki tüm bunlara bilimin gücüne dayanarak çok temel bir gerçeği ve bilimsel inancımızı da ekliyorduk. Diyorduk ki, insanlık kapitalist barbarlık karşısında kendisine bir çıkış yolu arayacak ve "başka bir dünya" bir kez daha ezilen insanlık için bir umut ve kurtuluş yolu olarak yakıcı bir ihtiyaç haline gelecektir. Dünyadaki güncel gelişmeler söylediğimiz her şeyin bilimsel bir gerçek olduğunu bir kez daha bütün açıklığı ile gözler önüne sermiş bulunuyor.

Evet, insanlık sadece yeni bir bunalımlar ve savaşlar dönemine değil, aynı zamanda devrimler dönemine de girmiş bulunmaktadır. Yeni bir devrimler döneminin içinde bulunuyoruz. Buna ilk kanıtımız, teorik bakıştan ve tarihtendir. 20. yüzyıl tarihi, üstelik iki ayrı evre üzerinden, bunalımlar ve savaşları üreten o aynı koşulların, kaçınılmaz bir biçimde devrimlere de yolaçtığını göstermektedir. İkinci kanıtımız ise günümüz dünyasında olayların somut seyridir. Dayanılmaz boyutlara ulaşmış ekonomik-sosyal sorunlar ile siyasal baskılara karşı dünyanın dört bir yanında emekçilerin kendiliğinden ayağa kalkışı, devrimci açıdan günümüz dünyasının en önemli olgusudur. Dünya ölçüsünde milyonlarca emekçiyi kapsayan geniş çaplı sınıf ve kitle hareketleriyle karşı karşı bulunuyoruz. Dünyanın dört bir yanında işçi sınıfı, emekçiler ve ezilen halklar yeniden ve yeni bir ruhla ayağa kalkıyor. Amerika'dan İngiltere'ye, Yunanistan'dan İspanya'ya, Tunus'tan Mısır'a, Portekiz'den Şili'ye, Hindistan'dan Güney Kore'ye kadar, artık hiçbir ülke, hiçbir bölge bu isyan dalgasının dışında kalamıyor. Ayağa kalkan emekçiler dosdoğru kapitalist sömürü düzenini suçluyorlar. Yaşadıkları sorunların kaynağı olarak bankaları, borsaları, kapitalist şirketleri gösteriyorlar. “Gerçek demokrasi ve başka bir dünya” istiyoruz diye haykıran emekçiler, böylece sadece burjuva demokrasisinin ikiyüzlülüğüne de işaret etmiş olmuyorlar, aynı zamanda kapitalist dünyanın dışında eşit ve özgür bir dünya istiyorlar.

Bütün bu önemli ve anlamlı gelişmelerin, dünya devrimci hareketinin en zayıf, en dağınık, en etkisiz olduğu bir dönemde, demek oluyor ki büyük ölçüde kendiliğinde yaşandığını biliyoruz. Ama bu, devrimler döneminin başlamış bulunduğu gerçegini değiştirmiyor. Tarihin çarkı dönüyor ve yeni bir safhaya doğru ilerliyoruz. Dünyanın dört bir tarafında emekçi kitleler ve ezilen halklar ayağa kalkıyor, eşitliğin ve özgürlüğün egemen olduğu bir dünya istiyor. Dünya işçi sınıfı ve emekçilerinin kapitalist bunalımların ve emperyalist savaşların büyük yıkım ve acılarına yanıtı bir kez daha devrimler olacaktır. Dünyanın dört bir yanında ve elbette Türkiye’de de..."

Sevgili dostlar,

Günümüzde umutsuz ve karamsar olmak için hiç bir neden yoktur. Ancak dünyada olup biteni anlamayanlar umutsuz ve karamsar olabilirler. Kapitalizmin iflas ettiği, dünyanın dört bir yanında milyonlarca emekçi insanın kapitalist barbarlığın sonuçlarına karşı harekete geçtigi bir zamanda, umutsuzluk ve karamsarlık bilim dışıdır.

Kapitalizmin gezegenimizi tehtit ettigi, ve ezilen insanlığı daha büyük acılara ve yıkımlara sürüklediği bir tarihsel evrede, işçi ve emekçiler çözüm arayışlarına yöneliyor, kapitalist barbarlıktan kurtuluş yolunu arıyor.

Bizler, işҫilerin devrimci örgütlü birliği sağlanamadığı ve devrimci önderlikle buluşulamadığı durumda halklar arasında yaşanan trajedileri ve düşmanlıkları kendi ülkemiz gerçeği üzerindende somut olarak biliyoruz. Kardeş Kürt halkına karşı onyıllardır büyük bir düşmanlık yapılıyor, katliamlar uygulanıyor, şoven ve ırkçı kudurganlık körükleniliyor. Kardeş Kürt halkı onyıllardır tüm temel ulusal haklarından yoksundur ve ve her meşru mücadelesi sömürgeci sermaye rejimi tarafından katliamlarla karşılanmaktadır. Son dönemlerde kürt halkına karşı bir kez daha topyekün bir saldırı ve imha hareketi devrededir. Kürtlerin eşitlik ve özgürlük talebi bir kez daha toplu tutuklamalarla, kimyasal katliamlarla yanıtlanıyor. Bunlar tabiki yeni değil, kardeş kürt halkı yıllardır her türlü katliamlarla karşılaştı ve hepsine karşı da yanıtı militan mücadele oldu. Bugün de böyledir. Ne varki Kürt halkı Türk işçi ve emekçilerinden anlamlı ve güҫlü bir destek görmemektedir. Eğer Türkiye işçi sınıfı ve emekçileri devrimci örgütlü birliğini gerçekleştirmeyi başarmış olsalardı belkide Kürt halkı bu kadar ağır acılar ve yıkımlar yaşamaz, bu kadar büyük bedeller ödemek zorunda kalmazlardı. Şovenizm ve ırkçılık zehiri topluma bu kadar nüfuz etmezdi. Bunun için sizleri işçilerin devrimci örgütlü birliğini ve halkların devrimci kardeşliğini yaratma mücadelesine aktif olarak katılmaya çağırıyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle sizleri bir kez daha selamlıyorum ve bulunduğumuz bu ülkede de İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliğinin yakɪcɪ ihtiyacɪnɪ bir kez daha vurgulamak istiyorum.


Ünlü sanatçi albümünü Gezi sehitlerine atfetti
Gece Haberi
Klybeckstrasse 95, 4057 Basel